Bugün: 18.11.2019

ARÇEP'TEN İSTANBUL'DA EKOLOJİ BASIN AÇIKLAMASI

ARÇEP'TEN İSTANBUL'DA EKOLOJİ BASIN AÇIKLAMASI
Ekoloji Birliği Bileşenleri Artvin Çevre Platformu (ARÇEP) İstanbul'da basın açıklamasında bulundu. 28.10.2019 14:02
Ekoloji Birliği tarafından düzenlenen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB öncülüğünde bugün Ankara'da yapılması planlanan "İklim krizine ve ekolojik yıkıma DUR diyoruz" mitingine Ankara Valiliği tarafından yasak konuldu.Türkiye genelinde yapılan basın açıklamalarıyla bu yasağa tepki gösterdi. İstanbul'da bir araya gelen Artvin STK'ları (ARÇEP) basın açıklamasında bulundu.Açıklamayı Gürsel Kaya okudu. Ankara Valiliğinin kararına tepki gösterildi. Açıklamada ise şu ifadeler yer aldı.

BUGÜNKÜ EKOLOJİ MİTİNGİ’NİN ANKARA VALİLİĞİ TARAFINDAN İPTALİNİ PROTESTO EDİYORUZ!
DOĞAMIZA, YAŞAMIMIZA, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAMIZI KİMSE ENGELLEYEMEZ!

Basına ve kamuoyuna, İstanbul’da bir araya gelen yaşam savunucuları olarak, Ekoloji Birliği’nin başvurusuyla bugün Ankara’da “İklim Krizine ve Ekolojik Yıkıma DUR Diyoruz” adıyla düzenlenecek mitingin Ankara Valiliği tarafından yasaklanmasını protesto ediyoruz. Bu yasaklamanın bir tane valiliğe ait olmadığını biliyoruz. Çünkü Soma’dan, Eskişehir’den Ankara’ya emeklerinin karşılığını alabilmek için yürümek isteyen işçilere yapılan saldırılarında, Ankaradaki mitingin iptal edilme sebebinin de aynı politik oyunun sonuçları olduğunu biliyoruz.

Valilik tarafından alınan bu karar antidemokratik bir uygulamadır. Yasaklar yaşamı savunma mücadelemize engel olamayacaktır ama mitingden bir gün öncesine kadar bu kararın açıklanmaması, demokrasimizin düştüğü seviyeyi gösteren yeni bir üzücü örnektir. Tum engelleme çabalarının karşısında iklim krizine, ekolojik yıkıma, talana ve soyguna daha gür sesle DUR demeye devam edeceğiz.

Soruyoruz: Bir valilik ekoloji mitingini neden yasaklar? Artık hızla içine yuvarlandığımız iklim krizi ve ekolojik yıkım dönemini en sert geçirecek ülkelerden biri olan, gıdadan suya her açıdan zorlanacak olan Türkiye’nin bir geleceği olmasını isteyen herkesin bu talana, bu yıkıma dur demesi gerekmektedir! Hiç kimse ekolojik yıkımın faillerini korumamalıdır. Bizler, geleceğine sahip çıkmak isteyen her insanın yapması gerektiği gibi doğamıza, yaşamımıza sahip çıkıyoruz, bunu kimse durduramaz!

Eğer miting yapılabilseydi:

Ankara’da ekoloji, emek, demokrasi, kent, kadın hakları ve toplumun tüm kesimlerinin sosyal, kültürel ve ekonomik hakları için birlikte mücadele edeceğimizi herkese ilan edecektik!

Şu an tüm dünyayı saran ekolojik krizin sebebi olan; 1 milyon canlı türünün ortadan kalkma tehdidi yaşamasının nedeni olan kapitalist sistemin doğayı, yaşam alanlarımızı ve emeğimizi pazar haline getirmesine ve sömürmesine HAYIR diyecektik!

Sadece insanlara değil, tüm canlılara ait olan, yaşamın kaynağı suyumuzu, havamızı, toprağımızı kirleten, doğayı ve tüm yaşamı tehlikeye atan nükleer ve termik santrallere, madenlere, HES’lere, RES’lere, JES’lere, termik, nükleer ve biokütle santrallere, balık çiftliklerine, endüstriyel tarıma, kirli sanayiye, mermer ve taş ocaklarına, aşırı yapılaşmaya, çılgın mega projelere, sınırsız sonsuz otoyollara, betonlaşmaya, doğal ve tarihi SİT alanlarının yok edilmesine DUR diyecektik!

Tüm bu saydıklarımızdan sonra, mitingde şu ana talepleri dile getirecektik, şimdi buradan dile getiriyoruz:

• İklim krizine ve tümden ekolojik yıkıma yol açan tüm talan ve yıkım projelerinin ve faaliyetlerinin ülkenin her tarafında acilen durdurulması,

• Yaşama ve doğaya karşı olan hiçbir projenin uygulanmaması,

• Bu projelerinin ve çalışmalarının önünü açan başta maden ve enerji yasaları olmak üzere tüm ilgili mevzuatın bir daha ekolojik yıkıma ve talana asla izin vermeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi,

• Ekoloji, emek, demokrasi, kadın hakları ve kent mücadelesi önündeki tüm engellerin, kısıtlamaların, yasaklamaların kalıcı bir şekilde kaldırılması.

Tüm bu talepleri her yerde dile getirmeye devam edeceğiz! Yasaklamalarla bu talepler susturulamaz!

Bergama mücadelesinin bize açtığı yoldan yürüyoruz. Cerattepede, Kazdağlarında, Madra’da, Havran’da, Balya’da, Kalkım’da, Sındırgı’da, Kozak’ta, Murat Dağı’nda, Gümüşhane’de, Kütahya’da, Uşak’ta, Manisa’da, Turgutlu’da, Erzincan’da, Fatsa’da, Niğde’de, Eskişehir’de, Kayseri’de, Sivas’ta, İzmir’de, Ayvalık’ta, Munzur Dağlarında, Bafa Ilbıra’da daha adını sayamadığımız birçok yerde mücadele sürüyor. Arama aşamasında olan projenin olduğu yerlerde, Balya Orhanlar’da, Erzincan Kemaliye’de, Samsun Kavak’ta, Tokat Tozanlar’da ve daha birçok yerde mücadele başladı.
Halen çalışmakta olan 42 termik santral ile hem havamız hem sularımız hem topraklarımız kirletildi, iklim krizinin daha da artmasına neden olundu. Yapım aşamasında olan, üretim lisansı almış, ön lisans almış daha onlarca termik santral projesi var. Muğla Yatağan’da, Göbel Dağında, Milas Çamköyde, Karacahisarda, Ören’de, Afşin Elbistan’da, İskenderun’da, Adana’da, Zonguldak’ta, Silopi'de, Çan’da, Karabiga’da, Konya’da, Kütahya’da, Amasra’da, Gerze’de, Yırca’da daha pek çok yerde termik santrallara ve kömür ocaklarına karşı mücadele verildi.

İlk nükleer santral projesi olan Mersin Akkuyu’da temel atıldı. Daha temel aşamasında inşaatta çatlaklar meydana geldi ve aylar sonra basına yansıdı. Hepimizin geleceği için inşaatın bir an önce durdurulmasını talep ettik Yıllardır mücadele edilen Sinop Nükleer Santralı Projesi’nde Japonya, çeşitli gerekçelerle projeden çekildiğini açıkladı. Nükleer Santral için İnceburun Yarımadasında kesilen yüz binlerce ağacın kesildiği ile kaldı.

Özellikle Karadeniz’in tüm derelerine, Akdeniz’e, Munzur nehri ve diğer dere ve ırmaklara yapılan HES’ler derelerimizi kuruttu, yeraltı ve yerüstü su sistemlerimizi altüst etti. Heyelanlara, sellere neden olundu. Barajlar iklimi değiştirdi, toprakların çölleşmesine, tuzlanmasına neden oldu. Derelerimiz, sularımız meta haline getirildi.

Karaburun, Çeşme, Ayvacık Kıran Köyleri, Balıkesir Köyleri daha adını sayamadığımız pek çok yer RES türbinleri ile kaplandı ve yenilenebilir enerji yalanları ile köylülerin yaşam alanlarının içine kadar girildi. Eybek Dağı ve daha onlarca dağ RES tehdidi altında.

Aydın’da, Manisa’da, Turgutlu’da, Gülpınar’da, daha pek çok yerde JES’ler havayı, suları, toprakları zehirledi, yaşamı çekilmez hale getirdi. Aydın’ın dağından yağ, ovasından bal akmaz oldu. Menderes Nehri’nde canlı yaşamaz hale geldi. Ayvalık, Yenice, Ayvacık, Ezine, daha bir çok yerde yeni arama ruhsatları veriliyor. Yenilenebilir, temiz enerji yalanına bir kez daha tanık olduk.

Trakya, İstanbul ve Anadolu'nun; su, nefes, yaşam kaynağı olan Kuzey Ormanları ile İstanbul’un yeşil alanları ve boğaz ekosistemi, köprüler, havaalanları, otoyollar gibi katil mega projelerle ağır darbe aldı. Kuzey Ormanları’nın kalan kısımlarının muhafaza altına alınmamış olması, Kanal İstanbul gibi rant odaklı çılgın projelerin kesin olarak rafa kaldırılmamış olması ve şehrin kuzeye doğru büyümesinin hala durdurulmamış olması, İstanbul’un geleceğini tehdit ediyor. Ülkemiz otoyol ve köprü projeleri ile, aşırı yapılaşma ile beton yığınına çevrildi. Karadeniz’de turizm gerekçesiyle “yeşil yol” adıyla yaylalar betonlaştırılıyor, yağmaya, talana açılıyor.

Finike’de, Aydın’da, Manisa’da, Kocaseyit’te, Büyükdere’de, Ayvalık’ta, Bergama’da, Kozak yaylalarında, binlerce taş ocağı işletmesi ile doğamız onarılamaz yaralar aldı. Doğanın tahrip edilmesinin bir diğer aracı olan mermer ocaklarına karşı mücadele, Antalya’dan Bursa’ya, Karaman’dan İzmir’e sürüyor.

Ayvalık’ta, Çeşme’de, Seferihisar’da, Urla’da, Mersin’de daha pek çok yerde balık çiftlikleri ile denizler kirletildi. İnsanlara sağlıksız, antibiyotikli balık ürünleri yedirildi ve yediriliyor.

Tarım ürünleri üretiminde kar maksimizasyonu anlayışı ile geleneksel ve ekolojik tarım yöntemleri terk ettirildi ve unutturuldu. Atalık tohumlar kaybettirildi. İklim ve ekoloji krizini büyüten sera gazı emisyonlarının ve ormansızlaşmanın önemli nedenleri arasında yer alan endüstriyel tarım ve hayvancılığa verilen destek ve teşviklerle gıda üretimi tamamen yeni rant alanı haline getirildi. Tarım alanları tarım ilaçları ile ot ilaçları ile, kimyasal gübrelerle kirletildi. Endüstriyel tarım ve hayvancılık ile insanlar sağlıksız ürünlere mahkum ettirildi. Tarım arazilerimiz nükleer, termik santraller yetmiyormuş gibi biyokütle enerji santralı ile de tehdit edilmeye başlandı.

Sanayi bölgelerinin kimyasal atıkları arıtılmadan doğaya, ırmaklara, derelere bırakıldı, bırakılıyor. Ergene Nehri, Menderes Nehri adeta zehir saçıyor. Ali Ağa, Foça ve Kocaeli halkı hemen yakınlarındaki bir çok kirletici sanayi kuruluş nedeniyle nefes alamaz hale geldi.

Allianoi gibi, Hasankeyf gibi antik kentlerimiz, değerlerimiz baraj suları altında bırakıldı, bırakılmaya çalışılıyor. Antik kentlerin yakınlarında termik santraller yapılıyor. Salda Gölü’ne göz diktiler. Millet Bahçesi yapmak istediler. Salda Gölü’nün doğallığı bahçe, dokunmayın, dokundurmayacağız. Göremenin Milli Park Statüsü kaldırıldı. Bizler projelerle doğallığın nasıl bozulduğunu Trabzon Uzungöl’de gördük.

Güvenlik gerekçeleri ile ormanlarımız yakıldı. Orman yangınları ile mücadele konusu da rant haline getirildi. Yangınlarda gerekli önlemler alınmadı ve binlerce ormanlık alan içindeki tüm canlılarla birlikte her yıl yok oluyor.

Bu tarihi mücadelemizde ne yazık ki ölümlere de tanıklık ettik. Metin Lokumcu’yu kaybettik. Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu çifti katledildi. Arkadaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Tutuklandık, göz altına alındık. Yılmadık haklı mücadelemizin onuruyla direndik, direnmeye devam ediyoruz. Ankara’da yapacağımız miting engellendi bizler bugün İstanbuldan tüm taleplerimizi yineliyoruz mücadelemizin süreceğini dile getiriyoruz. Sermayenin rantı uğruna yapılan bütün doğa katliamlarına karşı bizler doğayı, hayatı, geleceği savunmaya devam edeceğiz.

Etiketler: Artvin

Diğer Siyaset Alt2 haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.